YALNIZLIĞIN DOSTU

Nisan 22, 2018

Yağmur yağıyordu.

Rüzgar camların pervazlarından arsız bir çocuğun inadıyla yarışırcasına doluyordu evin içerisine. 
Üşütüyordu.
Yağmurdan nasibini alan tek kendisi değildi, köyün patikaları görevini göl yataklığına devretmişti. 
Bir başınaydı.
Zaman geçmiyor, yağmur dinmiyor, fırtına öfkesinden hiçbir şey kaybetmiyordu.
Yaşama dair görebildiği iki şey vardı; kendisi ve seslerden korkup kanepenin altına sinmiş olan kedisi, can yoldaşı...
Neyse ki hala umut vardı.
Umut hep vardı oysa ki... 
Nefes alındıkça, var olmaya devam edildikçe...

Korkan bir kediyle baş başaydı.
Peki ben neyden korkuyorum diye düşündü kendine... Sahi var mıydı korktuğum bir şey? diyerek cevap aradı kendince sorularına.
Hayatta hiç bir kazancı olmamış, yaşama dair bir yatırımı olmamış insanın nasıl bir korkusu olabilirdi ki? Neyden korkacaktı sahi...
Bir anda irkildi, bir dostu vardı. 
Can dostu, Tenshi...
Melek demekti Tenschi, okunuşu buydu en azından.
Bir an akşamları eve geldiğinde kapıda kendisini karşılayan Tenschi'nin olmadığını düşündü.
İyice gerilmişti.
Elini dolaba attı, iki parça eti dizdi tavaya.
Akşama ziyafet vardı, azı çoğu olmazdı nasılsa. Di mi ama?
O gün daha iyi anlamıştı, merhametin dili olmayanlarda daha yoğun olduğunu...
Bir küçük kalbin nasıl büyük bir dostluğa ortak olduğunu...


Benzer Yazılar

3 yorum

  1. Kalplerin içine aldıklarınızla büyüyen, genişleyen bir yapısı olduğunu düşünüyorum ben de :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi, bende böyle düşünüyorum.
      Sevgiyle beslenen, merhametleri ölmeyen tek canlı belki de...
      Yaşam alanları olan sokaklar nasıl bu denli tehlike ortamı haline geldi onlar için? Aklım almıyor gerçekten...

      Sil

Google+ TAKİPÇİLER