TEKNOLOJİ TOPLUMUN ŞAH DAMARINDA

Nisan 01, 2018

Televizyon, bilgisayar, bağımlılık.

Bu üç kelime size de bir şeyler çağrıştırıyor mu?
Evet, bana çağrıştırıyor. Çünkü son zamanlarda bu üç kelimeyi bir arada o kadar çok duyuyorum ki... Bırakın duymayı, aynı zamanda okuyorum da. Bunlarla alakalı belki onlarca makale, ve bu oranı en aza indirgemek için milyonlarca çözüm önerisi...
Peki sonuç?
Sonuç yok.
Sonuç aynı.
Neden bir sonuç arıyoruz ki? Bir cafeye gidiyorsunuz, cafedeki tek ses, ortamda çalan müzik varsa o. Sinemaya gidiyorsunuz, perdeden gelen ışıktan çok telefon ışıklarını görüyoruz. Hatta şartları zorlayıp hırka, mont altına telefonları gömerek sosyal mecraları takip etmeye devam ediyoruz. Yahu insaf! İzleyeceğin film taş çatlasın 3 saat olsa, 3 saatte ''like'' atmadığında canından can mı çalıyorlar? Ha, arada 10 dk ara var. 1.5 saat sık dişini, yok. Olmuyor ki...
Ne zaman bir ortamda açsam bu konuyu birileri muahakkak ''aaa yok, ben hiç elime sürmem, masaya oturduğum anda çantamdadır telefon'' diyor. E bu cafelerde, sinemalarda, restaurantlarda, kütüphanelerde bile elinden telefonu, tableti düşürmeyenler kim o zaman? 
Eskiden çocuklar çıngıraklı oyuncaklarla,peluşlarla oynatılırdı ağlamasın diye, şimdi 3 yaşında çocuğun eline zimmetleniyor tablet, tamam. Çocuk sustu, eee? 

Uyuyacak, telefondan ninni.
Uyanıp mızmızlık yapacak, telefondan çizgi film.
Çocuk yemek yemekten kaçacak, hemen dikkatini dağıtmak için tabletten oyun.
Sorsak, herkes teknolojinin kullanımında azami özeni gösterme konusunda nirvanada. Ama sonuçlar, sosyal deneyler hiç öyle demiyor. O zaman ya ben bambaşka bir dünyada yaşıyorum, ya da bunu inkar eden çoğunluk ile azınlık bambaşka alemlerin insanı...
Hangisi?

Gittikçe konuları çığrından çıkan, birbirlerinin devamı niteliğinde diziler almış başını gidiyor, bir yerde cinayetler, bir yerde zengin ailenin şımarık kızının anıları, bir yerde ihanetlerin kapı maceraları... Şundan en azından bir 10 yıl kadar öncesinde oynayan tarihi programlar, filmler artık ayda bir düşüyor ekranlara. Zaplarken gözümüz takılıyor ya, o da kafi kimilerine...Elde kumanda, bir de kök salıyoruz ki o televizyonlara. Taaaa karşısında rüyalara dalana kadar. Sonrası zaten evliliklerde eksik kalan bir çok paylaşım, ilişki... İletişim ve paylaşımları minimum düzeyde seyreden ailevi bağlar...
Biz teknolojinin ve çağın bize sağladığı imkanların kullanımı konusunda ciddi manada gafletlere düşüyoruz. Kullanım amaçları, kullanım süreleri, kullanım şekilleri, kullanım alanları... Emin olabilirsiniz ki hepsinde bir uçuk istatistikler. Durum tam bir fiyasko!

Peki sonra? Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Sadece son 12 ayda kapatılan kütüphane sayısından haberiniz var mı, ya da satışa sunulan kitapların taleplerindeki korkunç düşüşten? Tiyatrolar zaten izleyicisi yok denecek kadar az bir topluluğa hizmet eder oldu. Eskiden bir tiyatrocu toplumun baş tacıyken şimdi ülkemizin meşhur ve emektar tiyatrocuları ve oyunları hakkında bir fikrimiz dahi yok. Sinemaların gişe rekorları kıran filmleri... Bakın her sene gişe rekorları daha düşük rakamlarla kırılıyor, istisnalar hariç. 

Öyle kötü sıkışmışız ki teknoloji ağının tam ortasına... Bundan sonrası, bugünden daha çok korkutuyor beni. Ve korkarım bu endişeler de yersiz olmayacak... Ne yazık ki.


                                                                                                                  Sevgiyle kalın.

                             




                   












Benzer Yazılar

14 yorum

  1. Sonuna kadar katılıyorum. 2 çocuk annesi olarak bu konuda çok problem yaşıyorum. Oğluma telefonumu cumartesi günleri 1 saatliğine oyun oynaması için veriyorum, o bile o kadar olumsuz etkiliyor ki anlatamam. Hafta ortası gelmeden, cumartesiyi iple çekiyor. Hiç vermesem yine olmuyor, tüm arkadaşları 7-24 oynuyor. Yani her türlü problem...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Gittikçe tehlike büyüyor değil mi? Artık kopamıyoruz, yiyeceğimiz yemekten, gideceğimiz yere kadar her şeyi bu teknolojik aletlerle belirliyoruz. Ancak bu sınırlardan sonrası bağımlılık. Az evvel TV bağımlılığı yüzünden karı koca ilişkilerinin minimum düzeye inmesi sebebiyle yaşanan boşanma sebeplerinin artış yüzdeleri korkunç! Ama gerçek :)
      Bilmiyorum ne olacak, nasıl olacak.

      Sil
  2. Çok doğru tespitler bunlar. Aynı dertlerden mustarip biri olarak "TELEFONUNUZU ÇALDIRIYORUM AÇAR MISINIZ LÜTFEN" başlıklı yazımda benzer şeylerden bahsetmiştim be de. Emeğine sağlık canım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumun üzerine girip okudum, ne mutlu ki aynı düşünceleri paylaşabilip ortak paydada aynı sorunları dillendirebiliyoruz... İyi ki geldiğiniz buraya, yorumunuzu bıraktınız. Yine beklerim, sevgiyle :))

      Sil
  3. Buna insanların eğitimiyle bakmalısınız. İstediğiniz kadar teknolojiyi kötüleyebilirsiniz. Lakin eğitimli insanla eğitimsiz arasında büyük farklar açığa çıkar. Eğitimli insan ne için neyi kullanacağını bilir. Yani tek yapabileceğiniz şey oturup izlemek. Durum sadece bizim ülkemizde böyle değil. Tüm dünyada böyle...

    Elinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok üzülerek belirtmeliyim ki bu konuda size katılamayacağım. Öncelikle düşüncelerimi dahi teknolojiyi kullanarak yansıttığım platformlar kullanırken, teknolojiyi kötülemek amacı taşımam sizce de komik olmaz mı? olur, ve amacım da kötülemek değil. Zira teknoloji toplumu ve hatta dünyayı kalkındıracak en önemli unsur. Benim bahsettiğim ''kişisel teknoloji kullanımı'' konusu. Ve kişisel teknolojik ürün kullanımı maalesef eğitim durumlarıyla alakalı değil, ve eğitim seviyesi yüksek diye bahsettiğiniz kesim işleri, yaşam tarzları vs gereği daha çok teknolojinin içinde, ve çok kullanılan şeylerin bağımlılık yapma huyu vardır. Bu notkada insanların dozunda ve doğru biçimde teknolojiden faydalanması bilinçli bir birey olmasıyla alakalı, eğitimli bir birey olmasıyla değil... Link ve site ismi paylaşmamak adına bir araştırmamı da size aktarmış olayım; teknolojinin bağımlısı olan kesim, üniversite öğrencileri ve yeni meslek sahibi diye sınıflandıracağımız genç kesim, yani sizin eğitimli dediğiniz kesim... :) Maalesef hayatın bize sunduğu imkanlar bizlerin aldığı eğitimlere göre değil de dünyevi şartlara göre belirlenir, ki etik olanda budur diye düşünüyorum.

      Yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalınız :)

      Sil
  4. Ne kadar acı misafir geliyor siz hangi diziyi seyrediyorsunuz onu açalım deniyor. Biz elimizde telefonlarla çocuklarımıza hadi yavrum bırak onu diyoruz... Bağımlılıklar yaşam tarzına dönüştü üzgünüz.. Çok güzel bir konuyu gündeme getirmişsiniz iyiki okudum yazılarınızı❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hah! İşte tam olarak böyle bir durum benim de bahsettiğim. Ne güzel de özetlediniz... Yüreğinize, cümlelerinize sağlık Gamze hanım. Ve şeref verdiniz yorum bırakıp yazımı okuyarak. Ben de dün iade-i ziyaretimi tamamladım, keyifle okudum, bir de huzurlandım da döndüm yuvama :) Yine beklerim, yeni yazılarda buluşuncaya değin, hoşçakalın, sevgiyle kalın :)

      Sil
  5. napalım işte hayat böyleeeeee :) ay net olmasa naparız ama yaaa :) hayat çok sıkıcı olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Deep =)

      Bilmem, sıkıcı mı olur dersin? Bundan 40 yıl evvel büyüklerimiz sıkılıyor muydu sence?Yoksa daha mı mutlulardı? Tartışmak lazım :))) toplaşalım.

      Sil
  6. Bir elektronik mühendisi olarak her ne kadar bu teknolojiyi üreten kısımda da olsa bir yanım, diğer yanda babalık var ki - en güzel sıfattır erkeğe yüklenen- endişelendiriyor. Biz aile olarak bağımlı mıyız, evet bağımlıyız ama bilinçli bağımlılık bizimki. Mesela rahatsız oluyoruz bu durumdan, kapatıyoruz televizyonu 2 gün aömıyoruz mesela. Sinemada telefonlarımızı asla ellemeyiz. Aslında bilinen bir söz biraz miktarında gizli bağımlılık. Telefonu evde unutmak korkunç rahatsız etse de bizi, şarj bitecek olması stres de yaratsa kullanacağımız yerleri çok şükür belirliyoruz şimdilik aile olarak. Biz iki elektronikçi ailemizde bunu başarıyoruz diyelim. Ya toplumun geleceği ne olacak sorusu, kapitalizm yeni bir bağımlılık yaratana kadar çok da çözü yolu görünmüyor. Bağımlılıklar hep vardı, bazen bir moda akımı gibi yayılır. Kadın günleri, altın günleri mesela, bağımlılık değil miydi. Dedikodu yapmak bağımlılık değil diyebilir misiniz? Teknoloji kadar dedikodu da ilişkilere zarar vermedi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeye kelimesi kelimesine katılıyorum. Son 3 cümle dışında... Bir şeyleri kıyaslarken, aslında şartları eşitlemek lazım. Bir dedikodunun bağımlılığı ile teknoloji bağımlılığı apayrı şeyler. İkisinin etkileri ve zararları da aynı şekilde. Altın günleri, dedikodu dediğiniz şeyler toplumsal ve bireysel psikoloji ile incelenir.

      Sevgiler.

      Sil
  7. Teknoloji artık olmazsa olmazım oldu ne yazık ki ... İnstagram sayfam yüzünden ben de baya yoğun kullansam da genel olarak televizyon diziler internet ortamı vs elimden geldiğince de uzak durmaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı olduğum tartışılır o ayrı mesele .😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında sadece sizin değil, hepimizin olmazsa olmazı haline geldi. Sanmayın ki ben sosyal mecraları günde yarım saatle tamamlayan birisiyim... Ama bilinçli farkındalık... =)

      Sil

Google+ TAKİPÇİLER