MUTLU OL(AMA)MAK

Nisan 21, 2018

Son zamanlarda gittiğim tüm kitapçıların en çok satanlar standında kişisel gelişim kitapları rövaşta. Bu tarz kişisel gelişim amacını özümseyen kitapların ele alacakları içerik toplumun talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda belirlenir ki hem okuyucu kitaba doysun, hem de yazar amacına ulaşsın. Buradan yola çıkarak bu tarz kitapların son dönemlerde en'ler listesine giriyor olmasının sebebini anlamak zor değil; bir yerlerde yarım ve mutsusuz.

İnsanlar kendi yaşantılarını ve bu yaşantının içeriğini aslında kendileri belirler. En basit örnek bir insanla arkadaş olmak yada olmamak, bu durum tamamen sizin kararınız. Sevmediğiniz işte çalışıp mutsuz olmak, ya da orada çalışmayıp mutlu olacağınız bir işi seçmek de tamamen size kalmış bir durumdur. Sizi tatmin etmeyen bir hayata boyun eğip huzursuz bir birey olmakta sizin elinizde, sizin beklentilerinizin karşılığı olan bir yaşantıyı seçmek adına adım atmak ve bunun için mücadele vermekte sizin tercihinizdir. Burada mutlu olacağınız sonuçlar pozitif çözüm yollarımız aslında... Ve bunlara ulaşmak bir emek istiyor. Biz sanırım tam bu noktada tıkanıyoruz, emek vermek zor geliyor. Evliliğinde mutsuz bir kadın ''şimdi düzenimi bozmak olmaz'' diyerek mutsuzluğa teslim ediyor kendini, istediği düzeni, mutluluğu ve belki de doğru kişiyle; karşılıklı birbirlerini tamamladıkları bir insanla bir hayatı kurabilecekken hem de... Az evvel bahsettiğim iş örneği içinde geçerli bu, kurulmuş iş düzenini bozmak olarak adlandırsada kişi bunu, bu durum aslında hem mutlu hemde buna bağlı başarılı olacağı bir durumu elinin tersiyle itmesi demek aslında.
Eee yani?
Yanisi şu; mutsuz olmak insanların kendilerine ördükleri duvardan ve koydukları tabulardan ibaret. Değişim, insanoğlunun kendi elindedir. Bunu değerlendirmek ise tamamen bize aittir. Ama bu güce sahipken bunu değerlendirmemenin adı mutsuzluk mudur? Bence hayır. Bu hükmen galibiyet gibi bir durum daha çok...

Yaşadığımız hayatta değişmeyen, değiştirmeye gücümüzün yetmediği hususlarda var elbette. Ölüm misal... Bu insanoğlunun müdahale edemeyeceği bir sondur, doğru. Ancak bahsedilen diğer durumlara boyun eğmek... Bu duruma yazılmış ve yazılacak hiçbir kitap çözüm sunamayacaktır. İnsanın kendi kendine koyduğu engelleri insan ancak kendi yıkabilir. Bunu yıkabilmesi içinde bunu görebilmesi, gözlemleyebilmesi gerekir... Ama sanırım bu bizim toplumumuzda genel bir kanı, sorunların çözümleri için başka kaynaklardan/kişilerden medet ummak... Dedim ya, insan sorunun aslında kendi ördüğü duvar olduğunu bilse, görse bir şeyler çok daha farklı seyredecek. Ancak malumunuz, hâl ortada...

İnsan ne için yaşar?

Bilinçli bir insan hayalleri ve hedefleri için yaşar. Bunlar akabinde mutluluğu, huzuru ve düzeni getirir. Bunlar da kurulmuş bir yuvayı, düzenli ilerleyen bir yaşantıyı getirir. Bu da sonuç olarak sizi mutlu bir birey yapar. Mutlu bir insan hayalleri ve hedeflerini yaşadığı ortam ve hayata göre belirlemez, tam tersi hedeflerine ve hayallerine uygun yaşantıyı seçer. Bir insanın sahip olabileceği en büyük servet hayali ve hedefleriyken bunlardan feragat etmek insanın kendine yaptığı en büyük kötülüktür. Zira bunun adı fedakarlık olmuyor. Fedakarlık karşı tarafa zarar veren ve size bir şeyler katmayan durumları elemek, düzenlemek ve değiştirmek için kullanılabilir. Ancak kendinizden ödün verip, beklentilerinizi körelttiğiniz zaman bu size mutsuzluk olarak dönecektir. Bu şekilde de ne kendinize bir fayda sağlarsınız, ne de karşınızdaki insanlara...

Bu hayat doğru insanlarla, doğru ilişkilerle, doğru yerlerde ve doğru zamanlarda var olunduğu zaman anlamlı...
İçinden gelenleri yaptığın zaman,
İstediklerini elde edebildiğin bir hayatta,
Seni anlayan insanlarla,
Sana ve senin beklentilerine, isteklerine cevap verebilenlerle, 
Seni anlayan kişilerle,
Üzüntülerinden hüzün, mutluluklarından haz duyan insanlarla, Kendi istek ve arzularını hayata ve ortama uyarlayarak mutlusun.

Bu noktada çıkarılacak ana fikir şudur ki; Hayatınızı size ''her anlamda'' yetebilen insanlarla, ''her anlamda'' size iyi gelen koşullarda, ''her anlamda'' sizi maddi ve manevi tatmin eden iş alanlarında idame ettirin... Hiçbir çözüm yolunda bulamadığınızı sandığınız o şeyi, ''gerçek mutluluğu'' o zaman bulacaksınız...
Verilen çabanın karşılıkları size olumlu olarak dönmüyorsa bilin ki bazı şeylerin değişmesi, bazı taşların yeniden yerleştirilmesi gerekiyor...

Hep mutlu olmanız ve daima mutlu kalmanız dileğiyle...


Benzer Yazılar

15 yorum

  1. Söyledikleriniz çok doğru. Ama mecbur kaldığımız ve seçemediğimiz iş, arkadaş vb durumları da doğru yöneterek mutlu kalmaya devam edebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı noktalarda hükmen yeniğiz dediğim nokta tam olarak bu... Mesela arkadaşlığı neden seçemiyoruz? Bence gayet seçilebilecek bir durum... Misal iş yerindeki insanlarla mecburi bir İŞ ilişkisine sahipseniz, mesafenizi koruyup iş dışında bir paylaşımınız olmazsa, sizi mutsuz edemezler. Sosyal hayatta seçtiğiniz arkadaşlar da sizin hayatınıza dahil ettiğiniz kadar varlar, öyle olmalılar. Haksız mıyım?
      İş durumu da öyle, ancak şuan ülkemizdeki istihdam sorununu unutmayarak, o hususta bazı şeylerin mümkün olmayacağını farkındayım.
      O yüzden hayatımızdaki insanları da kendimiz belirlemeliyiz.

      Sil
  2. Doğru insanlar, doğru zaman, doğru yer birleşince mutlu anlar çoğalıyor sanki.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama?

      Bazen ''sevmek'' kelimesinin arkasına sığınıyoruz. Her şey midir sevmek, bir ömrü öylesine yaşamaya yeter mi? ASLA...

      Aynı şeylerden hoşlanmadığınız, aynı şeyleri sevmediğiniz, istek ve beklentilerinize cevap veremeyen, hayallerinize ket vuran bir insan size yüksek doz mutsuzluk sunacaktır. Her anlamda yetebilmek bu aslında...

      Dediğiniz çok doğru:)

      Sil
  3. Herkes şikayetçi ama şikayetçi olduğu durumdan da kurtulmak için bir şey yapmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mücadelesiz elde edilen şeylere zafer denmiyor :) Bunu bilmiyorlar bence Cem ;)

      Sil
  4. heeeey ben de oytunla hayat deyince gittim renkli şemsiyeye, okudum yazılarını, bir pasta yapımı var çok tatlııı, ona yorum yaptımi diğer yazaılarına da yapcaktım, sevindim senin de dikkatineee, böyle böyle çok tatlın oluyo işteeee bu blog şeysiiii :) onu da tanıtcam zaten yakında işteee :) renkli şemsiye de çok tatlişmiş zateeen :) oytunun arkadaşı iştee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz blogger'lar olarak epey bir coştuk, epey bir toplaştık sankim=) Bende gittim, teker teker tıklattım, hayırlısı =)

      Sil
  5. npl 'nin geldiği nokta beni mutlu etmiyor.bilemiyorum.hayatta her şeyin doğrusunu yapmak zorunda değiliz.ola ki yaptık;bu bizi mutlu mu edecek.bazen kafam çok karışıyor:)

    sevgiyle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar var edilirken kendilerine ait hazları, zevkleri, istekleri, beklentileri, arzuları, talepleri, idealleri olabilecek şekilde var edildi. Ve insan önce kendi için yaşamalı derken, hayatın zevk ve arzularına göre yaşamalıdan kastım bu işte. Genel kabul gören doğruluk ilkelerinden sıyrılıp KENDİ doğrusunda ilerlemek... Bence böyle gelecek mutsuzluk genel kabul gören doğrunun yapılmasının verdiği mutsuzluktan çok daha iyidir.

      Almak istediğiniz ve yapmak istediğiniz ne varsa, kimse ve hiçbir şey için ertelemeyin, sonra pişman olursunuz...

      Sil
  6. Bu çağda mutluluk üzerine çok düşünülüyor, sosyal medya insanı bu konuda manipüle ediyor, hayatın anlamı sorgulanıyor vs. vs. oysa hayatın öyle büyük bir anlamı yok yaşıyoruz işte. Mutluluğa kendi gözümüzden bakmalıyız, toplumun veya başkalarının dediğinden değil. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimiz için yaşamak, belki de budur herşeyden önce gelen... Haklısınız.
      Selamlar=)

      Sil
  7. Konuşmayı bırakıp yaşamaya bakalım diyorum ben...
    Çok güzel yazı olmuş, yüreğinize ve kaleminize sağlık ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakabilirsek daha mutlu olacağız çünkü, evet.
      Çok teşekkür ederim, kucak dolusu sevgi ve selamlar. =)

      Sil
  8. Kesinlikle sonsuz katılıyorum... Hayatın telaşında ertelediğim beni çok mutlu edecek şeyleri ,şimdi bulamıyorum maalesef.
    Keşke ruhumu dinleseydim ve kalbimi :(

    YanıtlaSil

Google+ TAKİPÇİLER