KÜLLERİNDEN DOĞARSA GÜNEŞ

Nisan 23, 2018

Sığamıyorum kabıma, 
Fazla geliyorum yine kendime.
Bir yerlerde bir şeyler dokunuyor içime, işliyor iliklerime...
Kafa tutuyor ruhum kör fırtınalara, 
Durulmuyor deniz, dinmiyor dalgalar...

Adil değil şartlar, 
Eşit değiliz, bu koskoca bir haksızlık!
Denize deniz olduğunu bilerek giriyorsan, ıslandım diye ağlamayacaksın sonrasında!
Ama ağlıyoruz...

Şimdi bir kargaşa, tam şurada, solumda.
Bir çıkmaz sokağın çıkmazında kapana kısılmışçasına....
İlle de oyuncak diye bir umut ağlayan çocuğun masumiyetinde,
Göz göze geldiğiniz kedinin bir parça ekmek uğruna mırıldanmasında,
Sağanak yağmurun doğuracağı gökkuşağının bizleri selamlayacağı umudunda saklı asıl hayaller.

Düşlerim en güzel şehrin en güzel sokaklarına çıkarken, 
Varlığı bir umudu doğururken sabahlarıma,
Dünyayı izliyorum en ücra yüksekten...
Ne zamansız bir yıkımsa bu, iliklerimden doğru üşüyorum.
Şimdi kendime bakıyorum dışarıdan,
Bu ben miyim?
Benim mi bu kalp?
Bu beden?
Neden?
Bu koskoca boşluk nereden doğdu kalabalığıma böyle?
Nasıl bir eksiklik gittikçe eksiltti beni,
Yanmışım,
Yılmışım,
Yıkılmışım.
Kendi girdiğim denizin ıslaklığından soğuk almışım!
Kelimeler terk ediyor şiirlerimi,
Sayfalar kopuyor kitaplardan,
İnsanlar göçüyor dünyadan,
Gece gündüzden, gündüz geceden kaçıyor.
Ben aynı yerde, öylece...

Sevda...
Sevda kuşun kanadında,
Kuş göçe kalkmış.


Haksız bir rekabet bu,
Davul bile dengi dengine çalarken,
Kedi bile kendi yavrusuna kışt derken,
Her neyse.
Bitti bir şiir,
Kapandı sayfalar,
Yandı kitap...
Bir yürek daha küllere karıştı.
Bir gün yeniden doğmak için... 
Küllerinden...
Hem ne biliyorsun güneşin her gün küllerinden doğmadığını?
Hiç...

Benzer Yazılar

3 yorum

Google+ TAKİPÇİLER