VE BİR REÇEL KATILDI YUVAMIZA - KEDİ SAHİPLENMEK

Nisan 26, 2018


Kendi twitter hesabımda sahiplendiğim kediyle ilgili paylaşımlarımdan sonra bir çok soru geldi nasıl karar verdiğim, ne gibi bir yol izlediğim ve buna benzer belli konular hakkında. Bunları toplu olarak tek bir yazıda cevaplandırmak, isteyenlere fikir ve bilgi niteliğinde yol haritası olması açısından faydalı olacak diye düşünüyorum.
Uzun süredir, özellikle 2015'te kendi kedimi kaybettikten bir süre sonra tekrar bir kedi sahiplenme isteği ufaktan ufaktan beni dürtmeye başladı. Araya evlilik, şehir değişikliği gibi durumlar girince doğal olarak bu plan bir süre daha ileri tarihe bırakıldı.
Derken... Bir gün sürekli oturduğumuz ve çok sevdiğimiz mekanda hesap öderken mekanın sahibine hiç çevrede yavru kedi olup olmadığını sordum, bir arkadaşının numarasını verdi, kendileri ''Kırklareli Doğa ve Hayvanları Koruma Derneği'' üyesi ve yöneticisi...
Bu işin içinde, yönetiminde olan insanların naifliği ve merhametini anlatmama gerek yoktur. Siz kedi diyorsunuz, onlar kediye dair her şeyi anlatıyor. Soracak listesi çıkartıyorsanız eğer, gerçekten ortada soru bırakmıyorlar. Sayelerinde bir çok duruma hakim bir şekilde sahiplenme şansına sahip oldum. Bu biraz sevmekle, gerçekten sevmekle alakalı bir durum... Facebook sayfaları var, benim bile aklıma gelmeyen tepelerde, ilçelerde bulunan köpeklerin karın tokluğu sebebiler... Düşünsenize o merhamet duygularını... Fotoğraflara bakıp videoları izlerken sevmenin yetmediğini, bir şeyler yapılması gerektiğini, onların yaşamlarının artık ne kadar bize bağlı olduğunu hatırladım. Hayatım boyunca hiç unutmayacağım bir durum da şudur ki, sahiplendiremedikleri kedileri dışarı bırakmıyorlar, ya da öylesine birilerine vermiyorlar, aksine kendileri sahip çıkıyor ve kendi evlerini açıyorlar. Ta ki birileri sahiplenene kadar. Bu duruma şahsen ben şahit oldum, ve hiç birisine sokaktan yeni gelmiş kedi demezsiniz. Mutlulukları, sağlıkları, güzellikleri direkt ben buradayım diyor zaten. Bunu neden anlatıyorum biliyor musunuz? Ben sadece kedi sahiplenmedim, ben onlardan insanlığın hala var olduğunu, merhametin ne denli ince ve hassas bir çizgi olduğunu, güzel insanların hala var olduğunu öğrendim. Üstüne üstük kendilerinden bu yazı için onay aldığımdan dolayı bu kadar rahat yazıyorum, abla kardeş olan iki kişiyi kendime abla olarak kazandığımı düşünüyorum. Bugün onlara minik kuzunun fotoğraflarını attığımda kendisinden ''yavrum'' diye bahseden iki güzel insan bu dünyada nefes alıyor, bu ne büyük ve ne güzel bir şans...
 Her neyse... Çok uzattım;
Ellerinde bir kedi vardı sahiplenmeye uygun.
Masum, biblo gibi bir oğluş... 

Ben bir iki gün önceden kendisine lazım olacak tuvalet kabını, yemlerini, taşıma çantasını ve işime yarayacak diğer malzemeleri temin ettim. Takıldığım yerde mesaj attım, fikir aldım ve ben bir sorduysam bin cevap aldım. Bu yüzden acemilik dönemini teğet geçmiş oldum :)Eh, heyecanlı bir bekleyiş, gece uyku uyudum desem yalan olur.
Ertesi gün akşam aldık çantayı, çaldık kapıyı. Diyorum ya, evlerinin kapılarını açtılar... Hiç çekinmeden. Bir kere şunu belirteyim bu işe gönülle bağlanmış insanların baktığı kediler gerçekten bambaşka oluyor. Ortalama 56 günlük olan kedim Misha maalesef annesiz olan, ancak süt anne ile hayata tutunan masum bir yavru. Ayrıca hayata 1-0 geriden başlamış bile diyebilirim zira kendileri viral bir rahatsızlık dediğimiz ilerlediğinde ölümcül dahi olabilen zor bir hastalık. Veterinerimizin dediğine göre tedavisi tam olarak  olmamakla birlikte bağışıklık sistemleri vitamin takviyesiyle kuvvetlendirilerek baskılanan temiz ve özenli bakıldığında herhangi bir sorun teşkil etmeyen bir hastalık. Burun akıntısı, gözde sulanma ve hırıltılı nefes bunların belirtileri arasında. Kader işte, ne yapacaksınız ki? Dışarıda bir insanın arkasını dönüp belkide ölüme terk edeceği bir canı, bir meleği onlar evlerine alıp ona hayat vermişler, ve Misha şuan çok sağlıklı, çok oyuncu, çok sıcak kanlı ve televizyonda oynanan futbola patisiyle müdahale etmeye çalışan bir minnoş. Evet, çünkü öyle bir ortamda kim olsa iyi olur... Çünkü onların yolu önce sevgiden geçiyor... Misha sevgiden can bulmuş bir can parçası... 

İlk gördüğümde arkası dönüktü, yemek yiyordu. Minik kuyruğu arkada pıtır pıtır sallanıyor. O duyguyu sanırım tarif et deseniz, edemem... Bir cana yuva olmaktan bahsediyorum, düşünsenize... Çok heyecanlıydım, ne yapacağımı, nasıl davranacağımı şaşırmıştım. Herhalde utanmasam o an Misha'yı kucaklayıp 40 yıllık asker arkadaşımı yıllar sonra görmüş gibi sarılabilirdim. 

Eve geldiğinde önce tüm odalara girdi çıktı. Etrafı kokladı, odalara baktı, bir eşime gitti bir bana geldi. Öğrenmeye ve oturduğumuz odadan mama ve tuvaletine gitmeyi hafızasına yazmaya çalışma çabası gerçekten çok şirindi. İlk bir iki kez kapalı tuvaletten korktuğu için miyavlayarak yardım istedi, kabın önüne götürerek beni... Kapağı kaldırdığım gibi girdi. Derken ona da alışıyor şimdi... Sabah uyandığımda gördüğüm manzara daha güzeldi. Saat 10'a geliyordu açtığımda gözümü, eşim yok. Allah Allah dedim, uyku sersemi anlamadım ne olduğunu... İçeri gittim ki koyun koyuna oynaşıyorlar. Eşimin yüzündeki o merhamet ve sevgi, Misha'nın bakışlarındaki o huzur ve mırıltı...
Gerçekten çok şanslıyım.

Bugün veteriner muayene-aşı günümüzdü. Güzelce tırnaklarımız kesildi önce, sonra ufak bir muayene...Koşmasında, oyun oynamasında ve yeme-içme durumunda da zaten bir sıkıntı yok, özellikle gözlemledim. Hatta maşallah pek bir seviyoruz yemeyi :) 

 Karma aşımız yapıldı, erkek ya, laf söyletmeyecek ya, gık çıkarmadı :) Ve karnemiz çıkartıldı. Randevular ve aşı çizelgemiz hazırlandı. Paşamızın ismi de karnenin baş köşesine konuverdi... Böylelikle kendimize gerçekten çok samimi ve açıklama yapmaya özen gösteren bir doktor da bulmuş olduk, süper!
Tabii kondu ama, doktorumuz cinsiyet kısmına erkek yazınca, ''erkek mi, kız bu yahu?'' deyişimin şaşkınlığını unutmayacağım. ''Yok yahu, erkek baya'' dedi. Halbuki sabah karnını severken farketmiş, eşime söylemiştim. ''Yok yaaaa'' demişti. Varmış işte bak, kızım diyerek götürdüğüm yerden oğlum diyerek çıkarttım, iyi mi? :) Cinsiyeti ve rengi bizim için herhangi bir kriter olmadığından açıkçası, pek üstüne düşmemiştim. Ama hakikaten komik bir ortam olmuştu :)

Bir de vitamin verdi doktor ablası... Her gün bir tabletin çeyreğini yutacak, bağışıklığı yükselecek, kilosu toplanacak ve sonrasında büyüyüp aslan gibi bir paşalar paşası olacak... Hatta bu cümleleri yazarken bugünün ilk ilacını yarım saat kadar içmiş oldu bile, bıdık...
Şimdi diyeceksiniz verseydin parayı, alsaydın kediyi...
Neden?
Ben parayla kedi satın alma kısmına pek katılmıyorum, zira dışarıda Reçel gibi niceleri bir umut yuva arıyor. Çünkü aslen doğal yaşam alanı olan sokaklar artık onların tehdit alanları haline gelmiş.  Bundan 20 sene evvel sokaklarda rahatlıkla doğum yapıp yavrularını büyüten kediler varken, şimdi yerin on kat altı olsa da orada doğursam diyen hamile kediler var... Bu çaresiz canların bir kısmı  şanslı oluyor da derneklerin eline düşüp güzel ailelere sahiplendiriliyor. Hayatının kalanında hiç değilse gerçek manada ''mutlu kedi'' olmayı başarabiliyor. Bir de bu dağın gözükmeyen kısmı var ki, ayakları kopartılan, gözleri oyulan, vücudu parçalanan, tüyleri yolunan... Daha niceleri bu dünyayı kendini insan ''sanan'' varlıklarla paylaşmaya çalışıyor. Bu durumda şimdi tekrar bir kedi sahibi olmak istesem yine seçimim sahiplenmek olurdu. Her şeyi bırakın size hissettirdiği huzur dahi başka...

Bir kediye tonla para yatırmak yerine, hayata tutunmak için bir tık fazla sevgiye ihtiyaç duyan gözü görmeyen kedilere göz, ayağı olmayan kedilere can olmak çok daha kıymetli... Her anlamda. 
Eve geldiği gün üstümüzden inmedi. Sürekli başını boynumuza, göğsümüze yasladı.Yetmedi, elleriyle sarılıp bizi çekerek uyumaya devam etti. Ara ara başını kaldırarak bizi kontrol etti ve öyle devam etti uyumaya... Ve 25.04.2018 tarihi, merhametin sevgiyle kaynaştığı gün olarak kalbime kazınmış oldu.

Ve bu bana tek bir soruyu sormaya yöneltti.

''Neydi insan olmak bu dünyada, neydi vicdan?''


Benzer Yazılar

12 yorum

  1. Canım damadın benim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelinlikleri hazırla Sevko'm, gelini almaya geliyoruz.
      Düğün var ayol düğüüüüüüün :)

      Sil
  2. Mısha'nın büyüdüğünü, oyunlar oynadığını, sizinle güzel maceralara atıldığını buradan zevkle takip edeceğiz anlaşılan :)
    Tebrik ediyorum sizi. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tülin hanım,
      Umarım öyle olur, umarım senelerce blog'umun bir köşesi hep ona ait olur... Gerçekten :) Çok umut vaad eden, yaşamanın ne denli kıymetli olduğunu kanıtlayan gücünü seviyorum onun, ömrü boyunca sağlıkla kalır bizimle umarım...

      Sil
  3. Ne tatlı bir şey o öyle :) Ne güzel yapmışsın canım . 😍😍 Minnoş kedinle mutlu huzurlu vakitler diliyorum .😊🌸

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederiz canım,
      Benden kucak dolusu, Misha'dan pati dolusu sevgiler :)

      Sil
  4. Parayla kedi almaya hiç gerek yok. Ben de sokak kedilerini cins kedilerden daha çok seviyorum.

    YanıtlaSil
  5. Oy maşallah, ne tatlı şey o öyle. Uzun yıllarınz olsun birlikte inşallah.

    YanıtlaSil
  6. Oy yerim.ben onu çok tatlı 😍ne kadar güzel birşey yapmisiniz gerçekten güzel anılarınız güzel gunleriniz olsun inşallah canım benim sevgiler 😊

    YanıtlaSil
  7. Ben parayla cins kedi sahiplendim .dünyalar güzeli bakıyorum ve çok seviyorum ,neticede onları da almazsak onlarda sokak kedisi olacak ,ben bir fark görmüyorum biraz da her canlı gibi şans meselesi ama seni tebrik ediyorum tabiki. Allah size oğlunuzla uzun ömürler nasip etsin.

    YanıtlaSil

Google+ TAKİPÇİLER