EVCİLLERDEN KEDİLERE

Nisan 18, 2018

Hemen hemen herkes evinde mutlaka bir hayvan beslemiştir. Bunlar genelde; kuş, kedi, köpek olarak sıralanırken karşımıza bazen bukalemun ve yılan gibi değişik hayvanlar da çıkabiliyor. Bunların doğruluğunun tartışılmasını bir kenara bırakıp bizim en çok beslediğimiz petlerden olan kediye değineceğim biraz.

Ortalama ömürleri 14-16 yıl olan bu güzel canlıların bugün doğadaki ömrü maalesef ki 4-5 yıldır. Tahmin etmek zor olmasa gerek, bir çoğu tekerleğin altında veriyor son nefesini. Bir kaç kişi tanıdım kedilerin ölümüne vesile olan... 
Neden dediğimde aldığım cevap epey komikti, ''kaçacağını düşündüm...Kaçsaydı.''
Hayvanın gücünün iki katı hızla gelen kendisinin kedide yarattığı şokun suçu yok ama, o hayvan kaçacaktı oradan, bak sen bu terbiyesiz kedinin işine şimdi?
Biz ki yaya geçidinde insanlara yol vermekten acizken, bir kedinin hesabını yapmasını bekliyoruz insanlardan... Bu hepsinden komik!
Bir de...
Kedi almaya karar veriliyor.
Almışken en güzeli alınacak tabii, malum tüyünün renk tonundan gözlerinin bakışına kadar her şey önemli bir kriter. Dökülüyor paralar ve alınıyor kedi ve geliniyor eve.
İlk bir ay her şey şahane, kahakhalar havada... 2 ay sonra kedi kendi halinde takılmak ''zorunda'' kalan bir can haline dönüyor. Yani bu noktada pet arkadaş kelimesindeki arkadaş kuş olup uçuyor ve adı artık yalnızca pet oluyor. Ve 5-6 ayın sonunda -5,6 ay en iyi ve uzun vadeli örneğimdir ayrıca- yediği yemek, uyuduğu uyku başlıyor sorun olmaya. ''Bu da hep uyuyor yaaa'' oluyor. Yazık, bizim kedi insanlığa hizmet görevini unutmuş, baksanıza... Sonu ise sadece bir kapıya bakıyor, sokak hayvanı değil mi, yaşar denerek...
E ne oldu rengi, kaşı, tüyü, gözü çok önemliydi? Daha manken olacaktı? Podyumları sallayacaktı?

Ben dünyada can bulmuş her canlıyı çok seviyorum. Buna kedi de dahil, köpekte, kuşta... Her hangi bir hayvanda!
Peki ben bunları neden yazıyorum, biliyor musunuz?
Cins kedilerin alınmasına karşı olduğum için mi?
Yoksa kedi bakmanın yanlış olduğunu düşündüğümden mi?
Asla...

Sevmiyoruz diye, merhamet etmediğimiz canlara gösterdiğimiz özensizliğe kızdığım için...
Onlarca emek verip aradığımız, sahip olabilmek için belli bir bütçe ayırdığımız o günahsızları haketmedikleri bir kadere bırakıldığı için...
Ev ortamında hayat bulmuş, evde büyümüş bir kedinin sokak ortamına uyum sağlayamadığını, arabalardan vb tüm tehditlerden kendini koruyamadığını hiç umursamadığımız için...
Onun sevmiş olacağını, alışmış olacağını, bizi özleyecek olduğunu hiç düşünmediğimiz için...
Bizim hedi hevesimiz heves, ama onun sıcak yuva hevesi olamıyor di mi? Kedi o, ne hevesi... 

Bugün bakıyorum sokaklara... Onlarca bir başına kalmış, annesiz kalmış yavru kedi... Ne yapacağını bilmiyor. Bir köpek gelse saldırsa, gözlerini kapatıp ölümü bekleyecek, daha yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hissedemeden... 

Öte yandan evde büyüdüğü belli, uysal bir kedi düşmüş sokaklara... Uçan kuştan bile korkan, önüne yemek geleceğine dair inancını ısrarla kaybetmek istemeyen, miyavlamayı bırakıp adeta ağlayan kediler...
Barınaklar diyeceğim, barınaklara yüreğim bile dayanmıyor artık. Ücretsiz sahiplendirme yapmalarına rağmen kedi sayıları azalmak yerine artıyor giderek...

Çocuklar...
Biz çocukken cebimizdeki paranın yettiği kadarına süt,salam alır beslerdik kedileri. Eve götüremeyiz diye bir de oturup ağlardık. Onlarla top, ip tutturmaca oynardık... Katıla katıla gülerek.
Şimdiki çocuklar taş atarak eğleniyor, korkutarak, vurarak...

Şu dünyadan insanlık namına dileğimdir hayvanların heves uğruna sahiplenilmemesi...
Önce bin bir hevesle alınıp, sonra sokağa terk edilmesi.
Anne babaların sevmeseler bile hayvanlara saygı duyması gerektiğini öğretmesini diliyorum.
Paraların esiri olmuş kedilere koşulmaması...

Çok mu şey istiyorum? 
Onlar da mutlu olsun, yaşayabilsin istiyorum bu dünyada, dünya hala yaşanabilecek bir yerken...



Benzer Yazılar

12 yorum

  1. Çok şey istemiyorsanız tabii ki. Keşke daha hassas olabilse insanlar. Bakamayacağın hayvanı almayacaksın der annem. Kaleminize sağlık.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru demiş anneniz... Çok doğru hemde :)
      Selamlar.

      Sil
  2. bizim apartmanın sahiplendiği bir sokak köpeğimiz var, otoparkımızda yaşıyor. Bizler işten gelirken sadece sevgi istiyor. Bir karşılama töreni var bizi, her türlü sevimlilikle. Dünya sadece bize ait değil, tüm canlıları ile bir bütün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlıu ki öyle bir apartman komşularına sahipsiniz. Burada bırakın apartmanca sahiplenmeyi, iki metre yakına yaklaşsa bir ton tantana başlıyor. O insanlığı kaybediyoruz korkarım ki...

      Sil
  3. Valla ben iş yerinde her gün mama veriyorum sokaktakilere hepsi çok seviyor beni.. Apartmandan bir şey demeye cesaret eden olmadı :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O konuda çok şanslısın sevgili Sevkoz...
      Zira buralarda artık mümkün değil.
      Biz hayvanı nefret aracı görmeye başladık ne yazık ki...

      Sil
  4. Ne güzel bir konuya değinmişsiniz emeğinize sağlık. Keşke bütçeye göre değilde sevgiye göre hayvan sahiplenmeyi, sahiplendiğimiz hayvanın sorumluluğunu almayı ve onların bizden istediği tek şeyin bir kap mama bir kap su ve içimizden gelen sevgi olduğunu anlayabilsek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylemek istediğim, hatta makalemi yazarken aradığım cümleyi kurmuşsunuz...
      ''Keşke bütçeye göre değilde sevgiye göre hayvan sahiplenmeyi, '' budur.

      Sevgiler =)

      Sil
  5. Keşke herkes hoşgörü ve anlayışla yaklaşabilse bu konuya. Ben de küçük kedimi sokaklardan kurtardım. Dışarıda özellikle de soğuk havalarda minik arkadaşlarımız için çok zor. İnsanların sevgisizliği ve hayvan dostlarımız şefkatli gözleri maalesef ki orta yolda buluşamıyor. Kaleminize sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hani diyoruz ya her şey daha güzel olacak diye, hah ben ona inanmıyorum işte artık. Temizlik bir kedinin ve ya köpeğin yanından geçmemekle olmuyor çünkü. Olsa bile kalbin kirliliği böyle bataklıktayken ne yapayım kıyafetin temizliğini?

      Sil
  6. Ben de bebek gibi bakmak için,ücret karşılığında sahiplen bir kedi.
    Tabiki hayvanların ticaret unsuru olmasına karşıyım ,ama evimin içine sokacağım canlının sağlıklı olmasını isterim.
    Aldım çok sevdim hatta ölüyorum onun için ama gel gelelim ki bebek olduğu için sorumluluğu çok zor. Hele de çalışan aileler olunca ,nitekim başka aileye sahiplendirmek istedim .Ama onun o aşkı öyle nufus etmiştiki damarlarıma kıyamadım,evladım gibiydi.
    Sonra düşündüm; ''Bir evladım olsa,sıkıldım deyip başkasına mı verecektim?
    Bu benim en büyük sınavım oldu ve şimdi çok mutluyuz birlikteyiz hatta komşu gezilerine gidiyoruz nereye gitsem bebek gibi götürüyorum .Eşim ve ben kızımızı çok seviyoruz. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama bu noktada devreye giren husus ne biliyor musunuz? Sizin bilinçli evcillenme yapmış olmanız tamamen!
      Çünkü gerçekten artık paranın gücüne inanıp tamamen geçici heveslerini bir canla geçiren insanlarla dolu dünya...
      Misal bakın; siz evladınız gibi bahsedip aynı zamanda evladınız gibi gittiğiniz yerlere dahi götürürken, bir başka yerde insanlar bu canları hiç düşünmeden sokaklara salıyor...
      Keşke herkes sizin kadar bilinçli, özverili olsa...

      Sil

Google+ TAKİPÇİLER