DİZİLER SARMIŞ DÖRT BİR YANIMIZI

Nisan 14, 2018


Televizyon...
Hemen hemen hepimizin evinde en azından bir tane bulunan bir kitle ''iletişim'' aracı. Ancak son zamanlarda bu sihirli kutu, iletişim amacını kaybetmiş ve tabiri caizse adeta bir dizi boğulması yaşıyor. Her kanalda onlarca dizi, biri final yaparken akabinde diğer bir dizi giriş yapıyor televizyon dünyasına... Bir kısmı birbirinin tekrarı niteliğinde, bir kısmı ise tam anlamıyla korkunç temalar işleyen diziler. Çok az bir kısmı da -ki bu oran gerçekten çok düşük- gerçekten faydalı, herkesin izlemesi gereken gerçekçi ve amacına hizmet eden diziler...

Korkunç tema nedir?

Korku filminden bahsetmiyorum tabii ki. Tamamen bizim toplum yaşantımıza aykırı, ihanetlerin masum ve tutkulu bir durummuşcasına sergilenmesi, cinayetlerin olağan gösterilmesi gibi temalar ciddi anlamda korkunçtur.
Oyuncu geliyor ve bir sahnede üç, beş, on artık önüne kaç adam gelirse üstlerine kurşun yağdırıyor. Belki dizide vurduğu insan sayısı aldığı nefes sayısından bile fazlayken bu adam dizinin en önemli, en özel insanı olarak betimleniyor; önünde ceket iliklenen ''efendi'' kişisi olarak her hafta karşımıza çıkıyor. Ve bu dizinin başlangıcından ortalama bir kaç hafta sonra sosyal medya kanallarında kendisine övgüler, sevgiler ve son raddede artık fan hesapları açılıyor. Neden? 
Çünkü adam çok iyi vuruyor, kırıyor, öldürüyor! Artık dizi de düşmanını mı öldürüyor, yoksa insanların zihinlerini mi, onu artık varın siz hesap edin.
Bakın ben burada bir askerin bir düşmana silah doğrultmasını konu alan dizilerden bahsetmiyorum, ben insanların kendilerince(?) çeteleşerek birbirlerini öldürmelerinden bahsediyorum. Askeri dizileri tamamen tenzih ederek...

Bir başka korkunç vaka da ihanetler... Bir dizi sunuluyor yayına, evli adam ve evli kadının sonsuz, mücadele(!) dolu aşkı... Bunlar gerçek hayatta yok mu, elbette var. Ancak burada mesele ihanet içeren bir dizinin teması değil, temasını lanse ediş biçimi. Öyle bir veriliyor ki ekranlara, insanın o senaryodan sonra ihanet adı altında yaşanan ilişkiyi tutup övesi geliyor. Hadi oradan demeyin, yine sosyal medyada, toplumda ''inşallah bir olurlar...İnşallah bu savaşı kazanırlar...'' diyerek dua eden insan çok... Bunlar giderek çığrından çıkan toplumun zihnini daha fazla kirleten iki saatlik faicadan öte bir şey değil ne yazık ki... Bundan ötürüdür ''korkunç tema'' olarak addetmem.

Ve bir de para... Paraya boğularak yaşayan şımarık ancak her istediğini elde edebilen, hatta parası sayesinde parayla alınamayacak şeyleri dahi maddi gücü sayesinde elde edebilen insanların sevimlileştirildiği programlar... Paranın her şey ve tek güç olmadığını öğretecek bir dizi beklerken... Böyleleri layık görülüyor bize...

Neden bu temalar ele alınıyor?

Çok değil, son 3 yılda yayınlanan dizileri hatırlayın. Reytingleri zirvede, herkesin dilinde olan dizilerin içeriklerinde yoğun derecede ya cinayetler ya da ihanetler mevcut... İyi ki bir kaç yarışma programı var da zirvede, en azından algımız biraz farklı yönlere çekiliyor, daha gerçekçi elle tutulur bir şeyler izliyoruz. Yoksa zihnimiz her gün bir başka kaosa misafir en az 2 saat! Demem o ki dizilerin artık temel hedefleri reyting, tüm düzenlemeler ve çalışmalar tamamen reyting sıralamalarında en üst sıralara yerleşebilmek adına yapılıyor. Verilecek ana mesajın, dersin önemine gelirsek... Ne verecek? Aldatın, aldatarak da gayet güzel bir aşkı bulabilirsiniz mesajı mı? Hiç ''sene 2018, boşanmak diye bir gerçek var, boşanıp yeni bir hayata başlayan insan gayet mutlu, hiç olmadığı kadar mutlu bir hayat yaşayabilir'' mesajı veren dizi görmedim sayılır... Ne hikmetse eşini aldatarak yasak aşk yaşayan kadın/adam öyle mutlu ki o yasakta, öyle gerçek ve tutkulu bir aşk yaşıyor ki... Bir yasak batağının içinde yüzdüğünü bilmesek ''ne aşkmış beee!'' deyip içleneceğiz bir de... 

İhanet ve cinayet gerçek hayatta da var, toz pembe diziler mi bekliyoruz o zaman?
Doğru, ihanet ve cinayet gibi vakalar gerçek hayatta sayısı hiç istenmeyecek kadar yüksek bir oranda var. Biz bunların sineye çekildiği toz pembe hayatlarla dolu zengin aile dizileri beklemiyoruz ama.Az önce de bahsettiğim gibi mevzu tamamen yanlış olan konunun yanlış işlenmesi.Bir ihanet bu kadar masum değil de, kör karanlık kuyuda boğulmak gibi işlense mesela... Masum ve aldatılan kişinin eşiyle yollarını ayırıp huzurlu bir hayata kavuşmasını öte yandan aldatan kişinin ise boşanma sonrası beklediği huzuru bulamayıp her anlamda hayatı eline yüzüne bulaştırdığını işleseler... İnsanlar bir kez daha görse ne acizce bir yaklaşımdır ihanet! ''Önce sadakat'' naraları atılsa mesela...
Farkındalık yaratmak adına bir amaç göremiyorum mesela. Ya da bugün hala boşanmaktan korktuğu için gördüğü şiddete susan, sonunda maalesef cinayete kurban giden kadınlar -ki bunlar neredeyse hep anne...- var. İhaneti kabullenen, şiddetin psikolojik ve fiziksel olarak her türlüsüne susan, bitsin diye bekleyen, çaresizlik ve yalnızlık korkusuyla tek bir şey yapamayan kadınlarımız var hala! Bunlara değinilsin mesela, bir yol gösterilsin, gösterilen yolun ne güzel kapılar açtığı işlensin... Ama yok! Kimin umrunda ki o gencecik kadının evladından koparak dünyadan göçmesi? Hem de bir hiç uğruna... 
Geçtiğimiz günlerde banka sıramı beklerken yanımda bir kadın ve kızı vardı. Kız ortalama 8-9 yaşlarında... Annesine dönüp ''Anne inşallah karısına dönmez, karısı çok bakımsız ama sevgilisi çok güzel hem de ben çok seviyorummmmmm'' dedi içli içli. O kadar yanımda ve bana söylercesine söyledi ki duymamak elde değildi. Tabii ben konunun ne olduğunu anlamadım önce. Sonra annesi ''o zaman parkta oynama ki hemen eve gidip yetişelim diziye'' deyince bir yutkunamadım önce... Çocuk bildiğiniz diziden bahsediyor, bildiğiniz evli bir kadının kendisine çirkin gözükmesi sebebiyle terk edilmesini diliyor ve buna içleniyor... O çocuk ihanetin, aldatılmanın, güzellik-çirkinlik gibi kavramların ve evliliğin ne olduğunu bilemez. Ona göre o ilişkilerde bir anormallikte yok. Çünkü o durumun idrakı için yaşı gerçekten küçük. Ancak bir ailenin o yaştaki çocuğa bu diziyi izlettirmeye devam etmesi, evli karısını boşamasını isteyen kızına zerre tepki vermeyip üstüne parktaki oyununu erteleyip diziye yetişmelerini teklif etmesi daha da içler acısı... Şöyle bir baktım, buruk buruk gülümsedim sadece. Annesi de dönüp ''en sevdiği dizi de, heyecanlanmaya başlıyor daha saatler öncesinden'' deyince bana... Ölüm sessizliğinde kalmayı seçtim.

Ben hatırlıyorum... İlkokuldayken televizyonda ufak bir öpüşme sahnesi dahi olsa evde kanal değiştirmek için yaşanan paniği hiç unutmam. Vurmalı kırmalı kanallar ben uyanıkken açılmazdı mesela. Sırf korkarım diye...Öpüşmek ayıp mı? Hayır...Ama bir çocuk ya da ben, o yaşta ne bilirim aşkı, tutkuyu, hissi, öpüşmeyi? Hayatta en büyük öpüşmem el öpmekten ibaretken?
Bir çocuk evliliği de bilmeli, öpüşmeyi de, sevmeyi de. Hatta ben çocukların sevgilere dair paylaşımları görerek büyümesinden yanayım. Bir anne ile babanın sarılarak, birbirlerini öperek çocuklarını büyütmeleri çocukta ciddi bir artı olacaktır. Çocuk kıskanacak kaygısıyla ''tü babaya, ben seni seviyorum'' cümlelerinin çok yanlış intibaya sebep olduğuna da inancım tamdır. Ancak diyorum ya her kavramın, her yaşantının ve paylaşımın öğrenilecek bir yaşı vardır. Boşuna demiyoruz, bir insan kişisel bakımı da, ergenliği de, cinselliği de, sağlıklı bir yaşam için kişisel temizliği de yaşı erdiğinde öğrenmeli... Ancak önemli olan; uygun zamanda, uygun şekilde olması... 
Şimdi var mı bilmem, benim ortaokul dönemlerimde -ki bu ergenlik sürecime denk geliyor- okulda seminer veriliyordu. Ergenlik çağının en kolay nasıl atlatılacağı, sivilcelerin üzüntü sebebi olmaması gerektiği, öz bakımın gerekliliği ve ergenlik döneminin sunduğu değişimler gibi. Orada öğrendiğim çok şey ''ilk'' bilgi oldu bana ve gerçekten hala aklıma gelir. Faydası oldu mu?
Çok...

Dilerim aynı şey programlara da yansır. Kişisel gelişimin, bilginin, aslolan doğru bir toplumsal yaşamın, sevgi ve sadakatin, aile birliğinin ele alındığı güzel senaryolara dokunuruz... Ve şu an yayınlanan, o güzel amaçlar hedefleyen dizilerin de devamlılığını diliyorum... Başarı her zaman güzel sonuçları hak ediyor...

Sevgiyle kalın...

Benzer Yazılar

10 yorum

  1. Dizilerden halk etkileniyor ve sıradışı şeyleri normal olarak algılıyor. Aslında bu dizilerin gücünden ziyade halkın bunlardan etkilenecek seviyede olması. Yapımcılar ya da belli yönlendirmeler yapmak isteyenler bunu değerlendiriyorlar. Kalite, zerafet vb şeylerin yerini şiddet, ihanet ve sıradışı ilişkiler alıyor. Ne yazık ki kabul görüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel değinmişsiniz... Çok doğru. Maalesef ki bu dizileri bu denli zirvede tutan yine halk, yine biziz...

      Sil
  2. Özellikle 8-9 yaşlarındaki çocukların çok fazla etkilendiği görüşündeyim ben de.
    Bizde küçükken çok fazla izlenilen dizilerde anneler çocuklarını da yanına alıp komşularında dizi izlemek için toplanırlardı. Biz çocuklar ise ya annelerimizle oturur izler ya da başka odalarda oyunlar oynardık.
    Mahallenin Muhtarları gibi sıcacık diziler vardı tabii o zamanlar. Şimdiki dizilerin konuları neredeyse mide bulandıracak kadar kötü.
    Toplumda çöküntü ilerledikçe doğru orantılı olarak TV'deki programlar da bir çöküntüye uğruyor. Programlar etik değerlerimizi yok saydıkça toplum daha da kötüleşiyor. Acı bir kısır döngü bu maalesef...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru... Bizim toplumsal değerlerimiz, etik değerlerimiz ve şahsi değerlerimiz namına ne varsa hepsi bir çırpıda hiç sayılıyor artık. Bunun aksini iddia eden bir şey yok elimizde de ne yazık ki...
      Hiç bir dizi o mahallenin muhtarları kadar saf ve temiz ilişkileri, Hababam Sınıfı kadar samimi filmleri getirmeyecek ne yazık ki.

      Sil
  3. Ben de o tarz dizileri sevmiyorum. Genelde netflixten secip izlerim. Sevgiler 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diziler hakkında makale yazıp, kendisini Netflix'te bulan kadın olmaya koşar adımlarla gidiyorum Derya :))))

      Sil
  4. ayyyy ben deee bizim hikaye izliyom, şu anda da tehlikeli karım izliyom, çok heycanlııı, bir de netflix dizileri var onlar da süper yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen ne yaparsan doğrudur, güzeldir, anlamlıdır bende Deep :))

      Sil
  5. Dizi değilde şu surwivor ne olacak ,maalesef bağımlı gibiyiz .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu makalenin altına gelmeseydi bu yorum eğer... Bu akşam kim elenirdi derdim :))) Ancak çelişkiye düşmemek için sessiz kalıyorum, olur mu? hehe:)

      Sil

Google+ TAKİPÇİLER