BİR TEZER ÖZLÜ GELMİŞTİ DÜNYAYA - KİTAPLARI

Nisan 18, 2018


Bir şair ve ya yazar olabilmek için, nedir gerekli olan?
Doğuştan gelen bir yetenek midir yazarlık? 
Ya da sonradan gelişebilecek bir özellik midir şairane kalem?
Dört dörtlük bir eğitim... Edebiyata dair tüm kapıları açmaya yeter mi?

Neden soruyorum, anket yapmıyorum elbette.
Çünkü öyle bir kadından bahsedeceğim ki size...
Kalemi acıdan, kederden ve savaştan geçen...
Ahım şahım bir eğitimden geçmeyen, ama ruhunun eğitimi taş çatlatacak cinsten olan bir kadın;
''Tezer Özlü''

Kim bu Tezer Özlü?

10 Eylül 1943'te Kütahya'da dünyaya geldi keder kokan kadın... Keder kokan kadın diyorum, çünkü güneşin hep gölgesinden nasiplenmek zorunda kalmış...
İlginç bir hikayesi vardır, 1962-963 yılları arasında otostop çekerek kendi başına dünya turu yapmak gibi... Bu esnada Paris'te tanıştığı Güner Sümer ile 1964 yılında evleniyor, ancak evliliğin devamı gelmeyince kısa süre içerisinde boşanıyorlar.

Zorlu süreçleri, ruhsal çalkantıları başladığı için 1967-1972 yılları arasında birçok hastanede psikiyatri tedavileri görüyor. Burada çocukluğundan, tedavi günlerinden bahseden kitabı ''Çocukluğumun Soğuk Geceleri'' adlı kitabı yazıyor. 
''Bir an ölümün, bilinmeyenin, hiçin içindeyim'' diyerek aslında nasıl bir ruhsal kaosta olduğunu çok net bir şekilde ifade ediyor... Ölümle bilinmezliğin harmanlanmasından ortaya çıkan o flu yaşantının içerisinde sıkışmış, kurtarılmayı bekleyen bir kadın Özlü...

Basılmış olan kitaplarını okursanız eğer, herhangi bir satım amacı gütmeyen, tanınma kaygısı taşımayan, yazmış olmak için yazmaktan uzak, yazıyor olmasının altında yalnızca yazarak yeniden doğduğu gerçeği yatıyor. Buna emin olduğum bir sözü de; '' Bu yazdığımız romanlar, yaşadığımız dünyayla ne kadar bağdaşıyor'' sözüdür ki burada aslında kaleminden çıkanların yaşamından kırıntılar olduğu aşikardır.

Bir kızı oluyor 1968 yılında Erden Kıral ile yaptığı evlilikten. 
İsmi Deniz...
Ve sonunda yürümüyor, bu evlilikte SON bayrağını çekiyor.

Sonrasında 1981 yılında burs alarak Berlin'e giden Tezer Özlü 1984 yılında son evliliğini Hans Peter Marti ile yapıyor, ancak bu evliliğin sonu boşanmak değil 1986 yılında Tezer Özlü'nün meme kanseri mücadelesini kaybederek vefat etmesi oluyor.

Ne trajikomik, değil mi?

Anneliği tadına, yaşamın zevkine varamamış bir kadının acı bir savaşı kaybederek hayata gözlerini yumması... Ruhunun ve kalbinin ağır içsel savaşlara meydan okumasına karşın hep ayakta kalacak kadar güçlü olabilmesi... Büyük nimettir bu denli azimle hayatta dik durabilmek... Şimdi okudukça iyi ki sayfalara kusmuş zehrini diyor insan, ama o bu cümleleri yazarken belki de her seferinde yeniden zehirleniyordu, bilemiyoruz işte...

Bu satırları yazıyorum, çünkü Tezer Özlü çok bilinenin aksine edebiyatın arka sayfalarında sıkışmış, bugün hemen herkesin aşina olduğu bir yazar değil ne yazık ki... Oysa onun yaşamı bile bir sanat... Savaşması da!
Benim Tezer ile tanışmam, annemin vefatından 10 gün öncesine dayanıyor. Kitabını okurken öğrendim vefat sebebinin meme kanseri olduğunu. Ve ben ay ne kötü diye içlenirken 10 gün sonra annem de kendisiyle aynı sonun kaderini paylaştı. Ve ben o günden sonra bir başka sevdim Tezer Özlü'yü, çektiğini düşündüğüm acıları hissettim içimde... Tüüüüm kitaplarını alıp okudum o dönemde. Bazen ağladım, bazen devam edemeyip tıkandım. Ama çok sevdim...

Olur da gözünüze çarpar, elinize gelirse eğer... Okuyun.
Bir kadının kalabalık dünyadaki içsel yalnızlığı ile başbaşa verdiği savaşı hissedebilmek için...
Bir insan ölümün karşısında kaybettiği savaşa rağmen ne kadar güçlü kalabilir, görebilmek için...
Bir acı nasıl betimlenir tanık olabilmek için...
Ve bir Tezer Özlü'de dünyayı ziyaret edip, gitti...
Aşağıda önerisini ve ön bilgisini yaptığım 3 eseri
Okuduğum ve önerdiğim eserleri hakkında;
1)Yaşamın Ucuna Yolculuk: Kendi iç dünyasını birebir kaleme döktüğü nadide kitap aslında Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı eseri... Okurken koskoca bir yaşanmışlığın içinde kaldım. Durağan ve sabit bir yaşamdan çok ülkeler arasında geçen bir yaşantısı olmasından ötürü yazacağı, anlatacağı ve kederleneceği şeyler de bir o kadar fazlaydı. Bu eser bu hayatın temelini içeriyor işte...
Kitabı özetleyen, içerisinde geçen söz de şu şekilde; ''Gitmekten yılmayacağım. Kentlere gitmek, kocalara gitmek, geri dönmek, ülkelere gitmek, tımarhaneye gitmek, gene gitmek, gene gelmek, hiçbir şey yıldırmayacak beni. Yaşamı, GİTMEK olarak algılıyorum."

2)Eski Bahçe: Sosyal çevresini aktardığı eseri diyebiliriz sanırım. Babaannesi, arkadaşları, babası ve kardeşleri misal...
Hayali arkadaşı hayalet Oğuz ya da Zeynep mesela...

3)Yeryüzüne dayanabilmek için: Kendi yorumladığı edebiyatının ve yurtdışı zamanlarında Türkiye'deki dergilere yayımladığı yazıların bulunduğu ve harikulade bir dilin var olduğu kitaptır... Edebiyat hayatı bu kitap aslında. Her şeyin bir noktada kesiştiği o eser...

Benzer Yazılar

19 yorum

  1. En kısa zamanda göz atacağım:) tekrardan başarınızı konuşturmuşsunuz tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Çağdaş bey.
      Muhakkak bir bakın derim, en azından bir kitabına...

      Sil
  2. Henüz okumadım, bir gün okuyacağım ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tavsiye niteliğindedir sevgili Handan :) bir dene, konuşuruz istersen.

      Sil
  3. Neden bilmiyorum ben bir türlü okuyamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilinden ötürü olabilir mi değerli Sevim?
      Yorgun bir ruhun kalemi çünkü...

      Sil
  4. Harika bir Tezer Özlü anlatımı olmuş.

    YanıtlaSil
  5. Tanıttığın için teşekkürler. Okumamıştım, böyle hayat hikayeleri hep ilgimi çekmiştir. En kısa zamanda okuyacağım. 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim, vesile olduysam ne mutlu... :)

      Sil
  6. harika bir yazı olmuş, Tezer Özlü hiç okumadım ama okumak istediklerim arasında, ne kadar hüzünlü bir yaşam, çok üzücü gerçekten, sizin için de acı bir tesadüf olmuş, başınız sağ olsun. Sizce Tezer Özlü'nün hangi kitabından başlamalı? elinize sağlık, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Eren,
      Çok zor bir yaşam çizgisi, herkesin acısı kendine işte dedirtiyor. Yarım kalan annelik, yarım kalan kadınlık, yarım kalan insanlık her şeyden evvel... Sonu bir kanser, bir ölüm. Hayat...

      Hangi kitapla başlamalı diye sormuşsunuz. Şöyle diyeyim, eğer bir yazarın edebi yazıları (dergi makaleleri vs.) bunlara ilginiz varsa Yeryüzüne Dayanabilmek İçin kitabını okuyun derim, ama insanların içsel savaşları, ruh tahlilleri noktasında bir ilginiz varsa Çocukluğumun Soğuk Geceleri ile adım atabilirsiniz :)

      Sevgiler.

      Sil
  7. Hiç Tezer Özlü okumadım, roman türünde eseri fazla değil galiba? günün birinde okur muyum bilemiyorum. Üzücü bir hayat siz de çok iyi anlatmışsınız elinize sağlık sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru, belki o yüzden denk gelmediniz. Ama hayatınızda 1 kere şans vermekten bir şey kaybetmezsiniz gibi... :)

      Sil
  8. Ben de henüz okumadığıma biraz da dertlendim, o kadar iyi anlatmışsınız ki ilk fırsatta okuyacağım, hayat herkes için o kadar da kolay yaşanmıyor değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki öyle, maalesef hayatın herkese farklı bir yüzü, silüeti var. Artık şansa mı yaşıyoruz desek? Ne dersiniz? :)

      Bir okuyun derim, okuduktan sonra fikrinizi belirtirsiniz.

      Sil
  9. Benim gözümde onun gibi güçlü bir kalem de MELİSSA AKPINAR ..Cidden kalemine hayranım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cansın, başımın da tacısın.
      Bilesin... :)

      Sil
  10. ah o kadar severim kii :) abisi demir özlü de çok çok iyiii :) baak bir de sevim burak var yaaa :)

    YanıtlaSil

Google+ TAKİPÇİLER