BENİM SEVGİLİ BLOG'UM

Nisan 04, 2018


Ne zaman ''bir blog açsam mı?'' diye kendime sormamla, ''sen bu işin altından kalkamazsın'' diye kendime cevap vermem bir oldu. Hep çok istedim, ama sanırım hiç hazır olamadım. Taaa ki üye olana kadar.

Yazmayı hep çok sevdim.
Blog kullanmadan evvel yazdıklarımı bilgisayarımda GÜNCE adlı klasörümde biriktiriyordum. İçeriğine tarih ve mekan ekleyip kaydettiğim için, aylar sonra dönüp okumak güzel bir his yaratıyordu. Öyle çok birikmiş yazı var ki şuan elimde, belki 200'den fazladır. İçerikler pek sınırları olan konular değil, misal bir kısım yazı okuyup çok etkilendiğim kitaplar hakkındayken, öbürü sosyal konular üzerinde yoğunlaşılmış yazılar... Yani tamamen ''ondan bundan şundan'' denecek türden.

Sonra bir gün-ki bu epey yakın bir zaman- gece saat 03:30 civarı, girip bir blog üyeliği aldım. Aldım ama, blog bana bakıyor ben blog'a. Yapılması gereken öyle çok şey var ki, başlık atılacak, tema seçilecek, sayfalar düzenlenecek... Var da var. Bu kısımda bana çok ciddi emek paylaşımında bulunan iki güzel dost yardımcı oldu ki bu konu hakkında ileride güzel bir yazı yazacağım, 2 gün içerisinde bir tema ve tasarım ortaya çıkarttık. Fakat bu süre zarfında ve bugün bile hala zaman zaman uykusuz kalıp bir şeyler düzenlemeye, değiştirmeye ve güzelleştirmeye çalıştığım oluyor. Ama önemli olan nokta burada ne biliyor musunuz? Bunu severek, bundan beslenerek yapıyor olmam. 
Gelişimin üzerinden geçen süre bir elin parmaklarını geçmez belki, ancak yorumlarıyla, samimiyetleriyle, kendi blog sayfalarıyla bana öyle güzel renk kattılar ki, gerçekten yazmayı seven insanın yarenliği bile bir başka oluyormuş, görmüş oldum.Gerçekten fikirlerimi, yaratıcılığımı ve ufkumu açan bir çok blog sayfası var, yakınen takipte olduğum...

Şimdi hala öyle çok eksiğim var ki... Misal şu aralar sürekli olarak Blog Header olarak geçen ama öz türkçe olarak Blog Başlığı olarak geçen kısma yeni ve kaliteli bir tasarım oluşturmak. Fakat bu telif hakkı olan fotoğraflar sayesinde bunu da yapamaz oldum. İnsanların Png ve vector içerikli fotoğraflar aratıp ücretsiz sitelerden indirmesi şu ara adeta bir mucize gibi geliyor, zira ben o sitelerde abudik gubidik fotoğraflar buluyorum :) Ama öğreneceğim, şuraya şak diye bir güzel blog heedığğr yapacağım :)

Yazmak... Yazmak çok başka bir dünyanın içinde yaşamak aslında. Sanki reelde yaşanan dünya duruyor, ve ben yazdığım, çizdiğim, içinde kaybolup kendimi bulduğum o dünyada ufak bir seyahate çıkıyorum gibi oluyor. Dış dünyadan öyle bir kopuyorum ki, bazen yazarken telefonumu dahi kapatıyorum. Onu geçtim, bir yazı için 4,5 saat uğraştığımı biliyorum. Araştırma yazısı falan da değil, içimden geçenleri döktüğüm bir tür yazı, ama orası oldu mu, burası anlamlı mı, şurada ifadede sıkıntı mı var derken, imam Allah-u Ekber dedi, dedim vakit tamam, paylaş... Belki de işin meyvesi için toprağı iyi eşmek, doğru eşelemek lazım... Di mi? İnsanın duyguları eğer kaleme dökülmeye hazır değilse gerçekten kalem elinizde uykuya geçiyor. Sayfa size, siz sayfaya bakıyorsunuz. Normalde içimden gelenleri sayfalar dolusu yazabilen ben, bazı anlarda tertemiz ekrana belki saatlerce baktım, zorladım ama olmadı. Olmuyor. Zorlama çıkan bir yazıdan da zaten ne bana, ne okuayana fayda gelmez. O yüzden ne zaman gelirse içimden, çoğu zaman günde bir iki yazı çıkarabiliyorum, hemen yazıyorum. Ama içimden gelmiyorsa yaklaşmıyorum bile. O sürede blog için neler yapabilirim, hangi konularda değişiklik sayfama iyi gelir gibi durumları tartıyorum. Ve inanıyorum ki yazmayı seven insan yalnızca hissediyorken yazabiliyor...

Yazdıklarımı direkt yayınlamıyorum aslında, önce eşime okutuyorum. Cümlelerimde ona hitap etmeyen kısımları söylemesini rica edip, bu geri dönüşlerle tekrar bir yazımı elden geçiriyorum. Bir arkadaşım var, bir nevi abla diyelim, hakkı ödenmez... Ondan da bakması konusunda ricada bulunuyorum. Övgüleri beni hırslandırırken, önerilerini hep not ediyorum. Bir sonraki makaleye başlamadan evvel aldığım geri dönüşleri okuyorum. En büyük geri dönüş nedir derseniz eğer bir cümlede 5 virgülle rekora koştuğum durumlar sanırım :) Velhasıl öğrenmek ve öğretmek için varız, şu dünyaya ne bırakırsak kâr, zira giderken hiçbirisini götüremeyeceğiz...

Çok güzel, emek dolu sayfalar... İnanılmaz içten samimiyetler... İnsan gerçekten iyi ki diyor, bence ruhun en güzel dinlenme yeri burası, en huzurlu liman... Bir gün başarılı bir blog yazarı olursam, yazdıklarım gerçekten birilerinin kalbine dokunursa diye ümit ederek bu yazıyı buraya bırakıyorum ki dönüp bakayım, nereden, nasıl geldiğimi hatırlayayım...

Yazmak ruhu besliyor, beyni rahatlatıyor. İnsan yazdıkça anlam buluyor hissetmekten. İyi ki yazmak var, iyi ki blog var, canım blog'um... :)
                                                                      

Benzer Yazılar

14 yorum

  1. Bu yazınızla kalbe dokundunuz bile. İçinizdeki yazma aşkını o kadar iyi anlatmışsınız ki. Umarım bu aşk hep devam eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer kendimi ifade edebildiysem, duygularımı size iletebildiysem ne mutlu bana... Dilerim kalemimiz hep yazar, hiç susmaz.
      Sevgiler.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, hepimiz iyi ki varız bence. Blogger'lar olarak.

      Sil
  3. Blog tüm sosyal medya hesaplarından farklı çok emek ve sevgi istiyor bende çok yeniyim ama çok seviyorum bu dünyayı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir sosyal medya hesabına benzemiyor, tema dahil tüm tasarım size ait, içerik deseniz o da aynı şekilde. Bir de telif özeni var, epey bir uğraş istiyor. Ama sonuçlarını alıyor musunuz derseniz, şuan gelen yorumlara sizlere baktığımda aldığımı düşünüyorum. :) sevgiler...

      Sil
  4. Melissa'cığım, çaban ve samimiyetinle kısa zamanda blog dünyasında çok iyi bir yer edineceğine eminim. Sevgilerimle :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Dilerim çabalarımızın ve yazma tutkumuzun hakkını sonuna kadar alabiliriz, bir blog yazarının en büyük hayali duygu ve düşüncelerini tüm okurlara ulaştırabilmek, hissettirebilmektir... :)

      Sevgiler.

      Sil
  5. Kesinlikle katılıyorum. Ben yeni yazmaya başlayanlardanım. Benim için müthiş bir anti-depresan oldu diyebilirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! Yazmak yürekteki ve beyindeki zehri kusturuyor. Bu da insana iyi geliyor... Sevgiler.

      Sil
  6. Benim için de mesele aslında tam da bu; yazmaya olan tutku! Nefes almak gibi doğal, nefesi tekrar vermek gibi gerekli bence. Burada gerçekten zaman döngüsü oldukça farklı işliyor benim için de..
    Umarım içimizdeki bu tutku ve karşılıklı paylaşımlarımız uzun soluklu olur, iyi ki varsınız o haldee ;))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmayı seven bir insan için burası biçilmez bir kaftan... O konuda çok doğru bir noktaya değinmişsiniz. Benim gelişim biraz zaman aldı, çünkü malum içerik ve tasarım üzerine epey fikir üretmem gerekti. Ama bundan sonrası yavaş yavaş olacak artık :)
      Siz de iyi ki varsınız, iyi ki varsınız ki yazılarınızla buluşabiliyoruz.
      Çok keyif alıyorum bundan, emin olabilirsiniz.
      Sevgiler.

      Sil
  7. Yeni tanımama rağmen çok samimi geliyorsunuz bana:) yazmaya olan sevginiz çok büyük :) umarım sonsuz bir sevgi olur:)) daha çok yazılarınızı okumak dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı duygular sanıyorum ki karşılıklı. Zira sizin sayfanızda yazdıklarınızdan aldığım hazzı tarif etmem mümkün dahi değil. Samimiyetinizin ve içtenliğinizin ayna misali cümlelerinize yansıması çok keyif veriyor okuyucuya... Nice yazılarda, başarılarda buluşmak üzere, sevgiler... :))))

      Sil

Google+ TAKİPÇİLER